İzmir'deyim, ne haldeyim?



Günce yazmaya, şiirlerimi internette biriktirmek için başlayıp, daha sonra günlük haline getirdiğimden beri, sürekli ara verip duruyorum ve geri geldiğimde "Yine ara verdim yahu!" başlıklı yazılar yazıyorum. Bu da işte o yazılardan biri olacak. O yüzden alışkın olanlar, "Yine aynı terâne!" diyip okumayabilirler.

İşin aslı, İzmir'e gelmeden hemen önce Facebook hesabımı canlandırmaya başladım. Şu aralar internete girdiğimde bir taraftan dosyalarımı indirirken bir taraftan da Facebook'a giriyorum. Uzak kaldığım, özlediğim arkadaşlarımla yazışmak o kadar da kötü bir şey değilmiş meğer. "Yetmez ama evet"... (Bana da bunu dedirttin ya, fesbuk!) Öğrenci yurdunun internetini kullandığımdan genelde yavaş, zaman zaman kesiliyor. Fakat, bunlar beni dalga geçip, zaman öldürmekten alıkoyamıyor.

İnternetin sadece kantinin bulunduğu katta çekmesi, herkesi de buraya çekiyor ister istemez. Bir taraftan geniş bir aile şeklinde Geniş Aile'yi, Komedi Dükkanı'nı ve maçları seyrederken diğer taraftan internetimizle meşgulüz.

Öteki taraftan dersler başladı tabii. Derste karalama defterine tuttuğum notları, haftasonları deftere geçirmekle meşgulüm. Haftaiçleri ise, genelde Bornova'dan dışarı çıkamıyorum. Küçük Park, Büyük Park, Kipa, Forum Bornova, kampüsün içindeki bilumum ortamlar zamanımı yeterince alıyor. Hattâ aralarda konferanslara bile katılıyorum. Hem de ister istemez!

Uludağ'da kazandığım derse geç girebilme alışkanlığı, burada "derse geç kalan öğrenci" imajı kazandırması hem avantaj, hem dezavantaj oldu. Meselâ, geçen haftalarda derse geç girdiğimde, hocanın tek tek seçip konferansa yollamak istediği öğrencilerin arasına karışıp ismimi yazdırırken sıralarında oturanların kızarıp bozulması beni epey mutlu etse de 3 saatlik konferansın sonlarına doğru, "keşke sınıfta olaydım da not tutaydım" diyerek uyuyordum. Buna rağmen, geçen haftaki konferansta Sinan Oğan'ın dış politika hakkındaki konuşması epey faydalı oldu, düşüncelerimin pekişmesini sağladı. Soracağım soruyu, Türksam stajyerlerinden birinin sorması, soru sorma hevesimi kursağımda bıraktı.

Geçen gün, Cumhuriyet Bayramı idi, kutlu olsun. Milli bayramları kutlamak, bilhassa son yıllarda canımı sıkıyor. Daha doğrusu, bu sıkıntının kaynağı, cumhuriyetin kazanımlarının gitgide yok edilmesi, başta Atatürk'ün, TSK'nın ve yargı kurumlarının gözden düşürülerek Türkiye'nin milli direncinin kırılmaya çalışılması karşısında bireysel olarak çaresiz kalmak. İnadına kutlayacağız elbette! Meselâ, çoğu arkadaşım uykularından fedâkârlık edemezken, bir arkadaşımla birlikte Cumhuriyet Meydanı'na gidip bale yapan minikleri, şiir okuyan liselileri ve polisinden askerine, işkadınından emekçisine, anaokullusundan üniversitelisine bütün tören alayını ellerim patlayıncaya kadar alkışladım. İzleyenler oldukça fazlaydı ama alkışlayanların sayısı azdı. Gaziler, polis okulları, Özel Tim ve ADD haricindeki gruplar çok fazla alkışlanmadı. Böyle suskun anlarda, yanıbaşımda bana destek veren de, bilhassa "Bugün" şiiri okunduktan sonra "Ne Mutlu Türküm Diyene!" diye haykıran siyahi hanımefendiydi.

Son aylarda, değil yazı, beş mısradan uzun şiir bile yazamıyorum, yazmıyorum. Onun yerine manga okuyorum (Bleach'te en sona kadar geldim, Naruto'ya, Code Breaker'a devam, fırsat bulursam belki One Piece'e başlarım.), dizi izliyorum (bleach, naruto, himym, big bang theory, supernatural, dexter, merlin... -oth'nin yeni sezonu başlamış, haber veren yok!..- ), gazete okuyorum (başta yeniçağ olmak üzere karışık), ders çalışıyorum (uluslararası ilişkiler, sosyoloji, mikro iktisat, siyasal tarih). Derslerde, Fikir İzleri'nin ders notları da epey faydalı oluyor.Teşekkürler, Fikir İzleri!...

Telefonum suya düştü, kurutana kadar illallah dedim ama sd bellek ve usb girişi çalışmıyor maalesef. İdare edeceğiz. Ama şarj olmazken bile şarj olma resmi çıkması sinir etti. Birkaç gündür çalışmıyordu, meğer ne bağlanmışım ben bile telefona, pardon, cep bilgisayarına!..  Sadece konuşmak için değil, oyun, müzik ve internet ihtiyaçlarımı da karşılıyordu, bozulması fena oldu ama daha önce birkaç kez denememe rağmen çalışmasa da, dün kartı bir kez daha çıkarıp takınca düzeldi. Allah kulunu sevindirmek için eşeğini önce kaybettirir, sonra buldururmuş. O hesap...

Şimdilik bu kadar vıdıvıdı yeter de artar bile.

btemplates

0 yorum:

Yorum Gönder

TÜRKÇEMİZİ KORUYALIM.

Related Posts with Thumbnails