Sen aşk de buna, ben çıkmaz sokak...



...

Demek bunun içinmiş, bir şeyi ilk defa bu kadar çok isteyişim. Oysa haberim bile yoktu gitmek istediğim istikametin, senin kaderin olduğundan... Demek bunun için içime doğmuş bu his, resmen... Ve her sabah gözlerinin içine, ışığın özüne bakarken, "güneş" diye aldandığım sen, bir sabah beni bir deniz kıyısına bırakıp güneşe doğru yola çıkmışsın, hiç haber vermeden... "Pek değil, hiç vaktin olmadan..."

 Bugün, sorumsuz soru işaretlerine teslim ettiğim aklım iflas etti. Kuzeyden göç eden bir rüzgâr, kulağıma aşkı fısıldayıp, yüreğime bir düğüm atıp gitti uzak diyarlara... İçimdeki düğümü, artık Gordias'ın kendisi gelse çözemez, İskender bile pes edip çalar kılıcı yüreğime bugün... Acıyı yok edecekse çalsın ama kıyamam bu acıya, ne de olsa son hatıra...

Sen, kimbilir hangi çocuk gülüşlerine teslim edeceksin kendini? Saçlarından daha dalgalı bu denizlerde, haykırışlarım kıvrıla kıvrıla sana doğru yol alacakken, hangi ihtiyar nöbetlerde bekleyeceksin aşkı?...

Bugün bir cami avlusuna bıraktım, bir çiçek sepetindeki son günlerimi... Şimdi, kimler esirgeyecek yeni doğan bir bebeğin ilk gülümseyişini? Şimdi, kimler teselli edecek bu ihtiyarın boşa çıkan ümitlerini, uzaklara dalan gözlerini?...

Bir çöl hikayesinin ardından denizlere savrulan ömrüm, bozkırdaki bir başak tarlasının akşamüstü hüznünü yaşıyor şimdi...

Ey, yâr!...

Ey, bana kendi ismimden yâdigâr!

Ey, harap gönlümde yanan ateş!

Gözlerimi geceye hapsetmişken, sabahlarımı anlamlı kılan güneş!

Kendimi yakamozdan kopan bir ışık sanarken, beni kendime getirip sonra kendimle bıraktın zamansız...

Hiçbir zaman duymayacağın, belki de hiç okuyamayacağın bu satırlar, sana doğru bir elvedâdır şimdi... İçten gelen bir merhabadan sonra, içimden kopan bir elvedâ... "Zaten hissetmiştim ya gittiğini!"... Şimdi bana da gurbet yolları görünmüşken, bu düşkün, bu mestan yürek son kez seni andı, bu "melekler şehrinde"...

Kendine iyi bak...



İşte geldim, gidiyorum;
Şen olasın, hasret şehri...

İşte geldim, gidiyorum;
Şen olasın, aşkın başkenti...







sen, ellerimde... sen, gözlerimde...
ıssız geçen her gecemde, her şeyinle yanımdasın...
en zoru bu gerçekten : sevdiğimi söylemeden,
ayrıldım yine senden...


yoksun sen aslında; yalnızım bu kumsalda...
neler, neler yapıyorsun bensizken ankara'da...

btemplates

2 yorum:



kusbeyin dedi ki...

:( hüzünlü yazılar olmasın böyle. elveda demesin kimse. sonra sürünüyoruz başka hayatlarda. ellerin ellerinde. elveda olmasın :(



GünCeraN dedi ki...

"Ölüm Allah'ın emri / Ayrılık olmasaydı" demiş türküler... Ölümden beter, ama sevdâya dahil... Elvedâ demeden ayrılınca daha farklı, o zaman içinde hep bir umut taşıyorsun ayrı olsan da... Ama elvedâ, özgür bırakmaktır bir yerde. Ayrılık kaçınılmazsa, hele hele çoktan ayrı kalınmışsa, vedâ etmek son görevdir sevdada...

Yorum Gönder

TÜRKÇEMİZİ KORUYALIM.

Related Posts with Thumbnails