Ne kadar söz varsa düne ait...


"Ne varsa eskilerde var, bir de hiç eskimeyenlerde. Kendini yenilemek lazım arada, yoksa paslanmak işten bile değil.

Hazır bir boşluk oluşmuşken yazın sonuna doğru, herşeye bir "sil baştan" çekilebilir aslında. Gidenler de oldu. Bu eksiklik, inanıyorum ki, "geçici değil kalıcı olarak" kapanacak. Aslında herkesin yeri ayrı, herkesten bir şeyler öğreniyor insan. Kalp kırıklıkları, hayâl kırıklıkları bana en fazla ders veren şeyler; beni tam bir savaşçıya dönüştüren bunlar aslında. (1)

Tüm bunların hayatım için birşey ifade etmediğini, gelip geçici şeyler olduğunu söylüyorlar. Haklılar! İki sene öncesine bakıyorum da, ne "zaman tüneli" kaldı şimdi, ne de "sevdâlı çiçek". (2) Yine anlamak istemeseler de ben çok şey kazandım bu iki yılda; her ne kadar bazı şeyleri kaybetsem de.

Zaman içinde bazı şeyler kazandım, sonra bunların bazılarını kaybettim. Sonra tekrar kazandım. Büyük bir döngüydü bu. Çok büyük kumarlar da oynadım hayatla ilgili, arada. Ama toplama bakınca hesap hep kazancım olduğunu söylemekte. İşte bunun için gülebilmekten başka kazandığım hiçbir şeyin önemi olmadı.

Hani diyorum ya hep," Zaafım kalmadı." diye. Aslında hâlâ var zaafım ama pek çok şey yaşadığım için önemsiz geliyor artık bu uçurumlar. Uçurumun kıyısında bile gülüyorum hep.

Bazen zannettiğim kadar zeki olmadığımı düşünüyorum; bu bir özgüvensizlik gibi gelse de, sonradan aslında bir özeleştiri olduğunu görüyorum. Tanıdığımı sandığım kişilerin göz göre göre nasıl bu yanlışlara düştüğünü aklım almıyor, çok zaman önce uyarmama rağmen. Tarihin tekerrür etmekten daha fazla zevk aldığı bir şey yok. Bunu erken farkettim ama kelimeler çok ağır geldi, anlatamadım.

Kalp kırmak hayatta istediğim en son şeylerden biri. Fakat o insanları bazen hayatta tutmak için ikna etmek yerine, kangren olan parçalarından zorla fedâ ettirmek gerek. Benim gibi bir şövalye, bunu pekâlâ yapabilir. Ama gel gelelim, yufka yürekliliğin gözü kör olsun!

İstenmeyen sebeplerden ötürü, elimizde olandan da ferâgat etmek aşamasındayız. El birliğiyle bunu da aşabileceğimizin müjdesi verildi bugün bana. Bu engel elbet aşılır. Yalnız, buna verilebilecek emeğe değmeyecek olmasının ihtimali, kaygısı var içimde. (3)

Elimi, eteğimi çekmiş gibi görünsem de elbette katkıda bulunacağım, en azından yaşanılanın hatrına. Bu bir sınava da benziyor. Kalmak için gösterilen sebepler ve gitmek için gösterilen kanıtlar adına bir sınav. Ben, "o büyük karmaşanın" ortasındayken üniversite sınavını kazandım, bu pek de zor bir sınav değil ona göre yani.

Gücüm var. Hayâlim var. Umudum var. Aklım ve yüreğim de burada.

Bir şey yapmalı.

(1) : "Thanks for making me fighter!" :)
(2) : "Zaman tüneli", Balıkesir'deki bir ağabeyimizin forumuydu, ilk forumum. "Sevdâlı çiçek" ise Avusturya'da yaşayan bir arkadaştı, hâlâ haber yok, evlendi galiba...
(3) : Değmezmiş. (Bkz : Kara Vezir ile Genç Vezir hikayesindeki dönek heyet)


***

"Ne yazsam?" diye düşünürken "28 Ağustos 2006" tarihli bir yazıyı bilgisayarın derinliklerinde buldum, ta Mynet sayfasındaki güncemden kalma. "Lodostan, Zübük..." derken hep eskileri pişirip pişirip öne sürüyorum bu aralar ama en başta yazmış olduğum gibi, "Ne varsa eskilerde var, bir de hiç eskimeyenlerde..."

Bir taraftan hâlime gülerken diğer taraftan duvarımdaki Mevlânâ süsü dile geliyor :

"Her gün bir yerden göçmek ne iyi
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.

Her gün bir yere konmak ne güzel,
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.

Dün de beraber gitti cancağızım,
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.

Ne kadar söz varsa düne ait,
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım."

diyor. Ben de ona;

Gördün ya beni gamdan başka kimse hatırlamıyor,
Gama binlerce defa aferin.
diyorum. O da hafif gülümseyip,

Âşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı,
Dünyada su da olmazdı, ateş de.
diye cevap veriyor.

Sustum artık ben,
Sustum artık.
Bu şiir utanıyor ondan.
diyorum.

Ben susunca, o da susuyor. Mağrur bir bakışla hâlime gülüyor o da.

"Sen, bana benim sözlerimle diş biliyorsun da, o sözler aslında benim bile değil..."
diyor.

Sanki,...

***

Sokakta Şebnem Ferah'tan Can Kırıkları çalıyor.


btemplates

0 yorum:

Yorum Gönder

TÜRKÇEMİZİ KORUYALIM.

Related Posts with Thumbnails