12 Eylül'e "Evet" (!)

Öncelikle, Hayırlı Ramazanlar diliyorum.
Gelelim referanduma...
12 Eylül'e "evet" diyorum. (!)
Neden mi?
***
HOCAEFENDİMİZİN EVET'LERİ
Çünkü, Hocaefendimiz de "evet" diyor.
Bakın, 12 Eylül'den hemen önce "Asker" başlığını taşıyan bir yazısında neler demiş :
"...İnsanlık, askerle medeniyet ve umrana tırmanır. Fetihler ve sonra kültür akımları, onun sancağı ve mızrağıyla her tarafa ulaşır ve bu sayede yeni yeni medeniyetler doğar; yeni yeni iklimler aydınlığa kavuşur. Sonra taşıyıp geliştirdiği her şeyi, emniyet altına alma ve koruma da yine kendisine düşer. An olur, bir sel gibi çağlar, bir tufan kesilir, temizler her tarafı. Gün gelir buharlaşır, bir sıyanet bulutu kesilir milletin üstünde. Sığmaz kabına ve bir çığlık olup kıtadan kıtaya yayılır. Denizler gibi kükrer. Dağlarla pençeleşir, stepleri aşar, Çin Seddi’ne ayak öptürür. O, kendini yerin tek varisi bilir ve gözü dünya hâkimiyetindedir. ‘Gün doğusundan gün batısına kadar bizimdir’ sözü onda idealleşir ve bu uğurda ölüm, hayatın en tatlı gayesi ve en sevimli neticesi haline gelir ..."
Ve, hepimiz biliyoruz ki Hocaefendimiz bu konuda haklı çıkmıştır. Asker, bir tufan kesilip her tarafı temizlemiştir.
12 Eylül'ün hemen arkasından ise "Son Karakol" isimli yazısında şunları kaleme almıştır pek saygıdeğer Hocaefendimiz :
“... Karakol, sükûnetin, huzurun ve emniyetin remzidir. Ondaki düzen, huzur ve orada gözlerin uyanık oluşu, umumi emniyet ve muvazenenin en büyük teminatıdır. Ondaki kargaşa ve bunalımlar ise, arkasındaki topluluklar için en büyük felakettir (...) Ve işte şimdi, bin bir ümit ve sevinç içinde, asırlık bekleyişin tulüu saydığımız, bu son dirilişi, son karakolun varlık ve bekasına alamet sayıyor; ümidimizin tükendiği yerde, Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe, istihalelerin son kertesine varabilmesi dileğimizi arz ediyoruz.”
Yani, kısacası önce 12 Eylül'e askerin "evet" demesini işaret fişeğini patlatmış; daha sonra da Hızır gibi yetişenlere hayırlı dualarda bulunmuştur. Aynı kelimeleri, Tek Lider, Tek Führer, "Sayın" Erdoğan da dememiş miydi?
Irak'ta savaşan kahraman Amerikan askerlerinin sağ salim ülkelerine dönmeleri için dua ediyoruz. - 31 Mart 2003
Zaten, bu destekler de boşa gitmedi. Hocaefendimizin 12 Eylül anayasasına "Evet" demesinden sonra gerek Evren Paşa, gerekse Evren'in federasyon çalışmalarını destekleyen ve Amerika'nın o zamanlar karşı çıkmadığı tek lider olan, baba Bush'un kankası Özal sayesinde Hocaefendimiz'in ışığı da gitgide yayıldı. Hatta diğer kanaat önderlerimizin ışığı da bu güneş karşısında gitgide sönmeye yüz tuttu.
***
FÜHRER DOĞAN FÜHRER GİDER
Aman ha, "Führer" diyince sakın kızmayın bana. O bizim Führerimiz olacaktır. 1. Dünya Savaşı'ndan sonra Weimar Cumhuriyeti kurulduğunda kargaşalar çıkmasına rağmen sonunda Hitler sayesinde Almanya, bütün Avrupa'nın, önünde titrediği güçlü bir ülke olmuştur.
Hepsi Hitler'in "demokratik" politikaları ve arkasındaki Amerikan desteği sayesindedir.
Bugün bile Alman teknolojisi, gelişimini Hitler'in yaptığı atılımlara borçludur. O yüzden Hitler deyip geçmeyelim. Hepsi, Hitler'in arkasındaki Yahudi orijinli Amerikan desteği sayesindedir. ( İnanmayanlar açsın kitapları, "Rothschild" maddesine baksın, hani şu Osmanlı'nın Kırım Savaşı'ndan beri borçlandığı adam. ) Ama Amerika bu işte, kendi başa getirdiğini kendisi devirmekte üstüne yok, o başka...
Üstelik, Weimar Cumhuriyeti'nin kurulduğu tarih 1919'dur. Ta 1919'da kurulan ve hemen arkasından 2. Dünya Savaşı'nı yaşayan bir cumhuriyetin bugün yaşamasına imkan var mıdır zaten? Varsa da yıkılsın efendim! Devir, çok uluslulaşma/küreselleşme devri...
Ayrıca, Hitler, bugün bütün dünyadaki en büyük tehlikelerden biri olan Siyonizm'i önceden görmüş ve bu konuda demokratik tedbirlerini almış ve açılım üzerine açılım yapmıştır. Tabii bunu anlamayan gavur bilim adamları ülkeden kaçmış, kimbilir hangi gavur ülkelere sığınmıştır?
Einstein diye Yahudi bir bilim adamı varmış, Amerika'ya sığınmış. İşte görüyorsunuz, Amerikan uşağını! Üstelik, zamanında bu adama İsrail Devlet başkanlığını teklif etmişler! Hep bu bilim adamları yok mu? Tıkacaksın efendim hepsini bir kodese! Bizim kültürümüzde ulema vardır, biz onlara danışırız.
***
GELELİM GÜNÜMÜZE
Neyse, efendim... Ne diyorduk? Daldık, gittik Hitler'e...
Gerçi, benim bu konuda pek söz söylemeye de hakkım yokmuş efendim. Biz ne bilirmişiz 12 Eylül'ü falan? Biz o zaman yoktuk ki! En azından ben o zaman doğmamıştım bile... Belli basmakalıp şeylerle yıkanmış kafamız sonradan. Hep o 28 Şubatçıların eseriymiş, sonradan ışıkla aydınlandık da öğrendik. Sordum bir gün abimize, "e 28 Şubatçılar da Hızır gibi imdada yetişmediler mi?" diye... "Yok," dedi. "Şüphe mi ediyorsun yoksa?" Ağzımı bile açamadım. Ne dese yeridir çünkü abimizin.
Referandum paketine geri dönecek olursak, 12 Eylül'e "evet" dememin bir nedeni de aradan 30 sene geçmiş olması işte. Çünkü, 20 seneden sonra zaman aşımına giriyor, yargılanma diye birşey olmayacak ve "Hızır gibi imdada yetişenler" yargılanmayacak. Onun için değil mi ki, 2 sene önce "zaman aşımının durdurulması" için teklif verdiler? Az kalsın yargılanacaktı 12 Eylülcüler! Reddederek ucuz kurtulduk...
Bugün de bir indirme harekatı gırla gidiyor. SP'de Numan Kurtulmuş hoca, Evet dedi, Erbakancılar ayağa kalktı. BBP'de Yalçın Topçu "evet" dedi, Alperenler ayağa kalktı. O eski ülkücülüğünden eser kalmayan adamlar "evet" dedi, ülkücüler ayağa kalktı. Haydar Baş Hoca zaten hep bize muhalefet... Maaşallah, bu ülkenin hepsi mi Ergenekoncu? Hangi ülkede yaşıyoruz biz? Demokrat Parti'deki "evetçi" kardeşlerimiz istifa etmekle en güzelini yaptılar. Sizi candan selamlıyorum, benim Çorumlu kardeşlerim... İmralı'dan da "evet" demeye doğru eğilim var, çok şükür, çok şükür...
Hem zaten Hocaefendimiz de "evet" diyor, Polat abimiz bile "evet" diyor.
Gerçi Polat abimiz de zamanında Ergenekoncu Aslanbey tarafından yetiştirilmişti, Ergenekoncuların mafyadaki kolu olan Çakır abimizle kanka olmuşlardı. Ama sonra gömlek değiştirdi, bir anda Ergenekoncuların işini bitirmeye başladı. Yediği kaba tükürmek günahtır ama Polat abimiz aslında Şeyh torunudur, ona günah yazılmaz. Ona dokunmaz.
***
DOKUNMAYIN CİVANIMA
(YOU CAN'T TOUCH THIS)
DOKUNMAYIN CİVANIMA
(YOU CAN'T TOUCH THIS)
"Dokunmaz" derken aklıma geldi, dokunulmazlıkları kaldırmak için söz vermiştik ama dokunulmazlıklar herşeyden önce bize zararlı.
Hadi, kurunun yanında YAŞ'ı da yaktık... Ama ah bu Ergenekoncu hakimler yok mu? Üç tanesi Sayın Başbakanımıza olmak üzere, 124 dosya bindirmişler bizimkilere. 4 tanesi Gandhi'nin olan 62 tane CHP'nin var. 24 tane de MHP'nin var ama Bahçeli'ye hiç yazmamışlar, nasıl olur? Hesap hatası yaptılar galiba. Bu dokunulmazlıklar kalkarsa 462 tane dosya doğrudan BDP'ye binecek asıl, sırf Kışanak'ın 22 dosyası var. Tam da açılım maçılım ayağına PKK'yı meşrulaştırıyorduk. Serbest bıraktığımız çocuklarla askeri, polisi taşlatıyorduk. Ama neyse, şimdi referandum paketinde Ahmet Türk'le Aysel Tuğluk'u, belki de 84. madde değişince Zana'ları ve hatta "Sayın" Öcalan'ı bile geri döndürürüz. O zaman kızmazlar bize, yine her zamanki gibi "kardeş kardeş" geçiniriz.
Kardeşlik projemize laf atanlar utansın. Fatih'in Trabzon'u fethettiği tarih olan 15 Ağustos'un bu seneki yıldönümünde Sümela manastırındaki ayinler kardeşliğimizin bir simgesi değil midir? Habur'daki kardeşlerimizin devlet olanaklarından en iyi şekilde faydalanması kardeşlik değil midir? Şu referandum geçsin, o zaman daha da pekişecektir kardeşliğimiz.
Aslında biz söz vermiştik zaten, dokunulmazlıkları kaldıracaktık ama henüz şartlar olgunlaşmadı ki! Allah'ın izniyle bu referanduma "evet" diyince, yüksek yargıyı Sayın Cumhurbaşkanımızla Adalet Bakanımızın emrine verince, o şartlar da olgunlaşacak ve meyvelerini toplayacağız. Fakat, meyve toplayacak çiftçiler analarını da alıp gidince çalıştıracak kimse kalmadı, mecbur kirli ellerimizle toplayacağız, gemiye yükleyeceğiz. Bizde havuzlu villa yok, cennetmekan Halife Vahdettin efendimiz gibi koskoca gemimiz var. Yürütürüz bu sularda bir şekilde...
***
KELLE KOLTUKTA
Ne zaman bir açılım yapmaya kalkışsak hep bu ulusalcılar, hem bu milliyetçiler karşımıza çıkıyor zaten. Geçenlerde sayın Bakanımızın burnunu kırdılar, Sümela Manastırındaki ayinden önce yine tepki gösterdiler. Gelecek ay, Akdamar'ı da açıyoruz Allah'ın izniyle... Hillary bacımız bile anıtın önünde saygı duruşunda bulundu, ona ses etmedilerse bize de etmezler.
Hem onlar Sayın Öcalan'ı asmaya çalıştılar! Öcalan'ın idamını birkaç aylığına erteledikleri belgenin altında imzaları var! Oysa biz bu arayı fırsat bilip, Öcalan'ı lideri bilen kardeşlerimizle aramızı sıkı tutmak için, Sayın Cumhurbaşkanımız dahil Fazilet Partisindeki milletvekillerimiz aracılığı ile idamı kaldırdık. Hatta Cemil Çiçek o zamanlar bağımsızdı, o da idamı kaldırmak için oy vermişti.
Bir tek MHP'liler "idam kalkmasın" dedi ama onlar da yeterli olmadı tabii... Bir de yeterli olsaydı vay halimize.. Vay kafatasçı faşolar... İdam edilen faşist ülkücünün mektubunda Sayın Başbakanımız ağladı ama son cümleyi okumadı, iyi ki de okumamış. Ne diyordu o okumaktan utandığı cümlelerde :
"..... Şunu hiç bir zaman unutmasınlar ki, Mustafa'lar ölür, Allah davası ölmez, milliyetçilik yaşar. Kellemi verdiğim bu yolun zaferi yakındır. Zafer her zaman Allah'a inananlarındır..."Mustafa derken hangi Mustafa'yı diyor acaba? Kendisini mi, Peygamber efendimizi mi? Yoksa... Bak, "onu" kastettiğini düşünürlerse... Neyse... İyi ki de okumamış..
***
NELER, NELER YOK Kİ...
Hem bırakın dokunulmazlıkları, Evren Paşamızı yargılamayı da...
Bu pakette asıl imam hatiplerin sorunları yok, türbanlı kardeşlerimizin sorunları yok...
Seçim barajı sorunu yok...
Toprak reformu sorunu, yabancıya toprak satışları sorunu yok... (Aksine satışlar kolaylaştırılıyor... Görevini yapmıyor diyenlere inat, hükümetimiz "esas görevinin" başında!)
Memurlara grev hakkı yok -gerçi devlete biat esastır-.
Vergi kaçakçılarına, fenercilere, nihahacılara seyahat hürriyeti var, -gerçi onlar hayırsever işadamlarıdır-.
YÖK sorunu hakkında birşey yok, -zaten rektörlerin hepsi içeride, kurumun başında da bizimkilerden biri var. (Ama çaktırmayın, yanarız valla...)
Herkesin bildiği ama pek çoğunun yorum yapmaktan çekindiği, Polislik sınavı, KPSS gibi şaibeli sınavlar hakkında bir düzenleme var mı? O da yok... (Eğitimi, işsizliği boşverin; Kürtçe hakkında güzel şeyler olacak...)
Sorunlar hakkında birşey yok.. Çünkü sorun da yok... Herşey güllük gülistanlık...
***
"SON" OLARAK
"SON" OLARAK
Herşeye rağmen 12 Eylül, bizim için her zaman uğurlu bir tarih olmuştur. Yeniden o güzel günlere dönüş için, hatta çok daha güzel günler için "evet" dememiz gerekmektedir.
Zamanında "Cumhuriyet devrinin sonunun geldiğini" haber veren büyüğümüz de bugün Cumhurbaşkanı iken; biraz da demin bahsettiğim Weimar'a benzettim bu durumu. Hem belki de Sayın Başbakanımız'a hakkını iade eder, Sayın Cumhurbaşkanımız..
Güzel olmaz mı?
Evet.
Onun için...
Allah aşkı için...
-Bak, Allah'ın adını verdim, "hayır" derseniz günaha girersiniz...-
12 Eylül'e "evet" demeye var mısınız sevgili kardeşlerim?
Ben de işte tüm bunlar ve -geçenlerde TKP'nin "Hayır" standına izin verilmeme sebebindeki gibi- kafanızı bulandırmamak için size söylemediğim birçok "güzel şeyler" için,
Bu referandumdan gazı alıp seçimlerde de hükümeti desteklemek için,
12 Eylül'ün yıldönümünde kutlamalar yapmak için,
"12 Eylül"ün 12 Eylül'de geri dönmesi için "Evet" diyeceğim.
Vatana, millete hayırlı olsun.
***
Not 1 : "Entipüften Gündem" yazısını okuyanlar farkedecektir. Referandum hakkındaki tahminim doğru çıktı. Tıpkı, Çatlak Parti yazısında Zekai Özcan'ın AKP karşıtı olması gerektiğini düşünürken bugün MHP'ye katılması ile düşüncemin gerçekleşmesi gibi... -Her ne kadar Kürşat Tüzmen'in tepki göstermesini istememe rağmen, tam tersine "Padişaha boyun eğmek kültürümüzün parçasıdır" anlamında bir söz söyleyip beni yüzüstü bıraksa da...-
Not 2 : Şu kelimeye kadar bütün yazıyı okuyup da hâlâ anlamayanlar varsa, "Evet, padişahım çok yaşa" denmesini değil, "Diktatörlüğe ve daha karanlık günlere Hayır!" denmesini destekliyorum. Hatta, Çarşı'nın dediği gibi : "Hayır demek yetmez... Nayır ulan nayır!"


0 yorum:
Yorum Gönder
TÜRKÇEMİZİ KORUYALIM.