Tekerrür

15 Mayıs 1919...

Memleketin her köşesinde Ermeni ve Rum çeteleri cirit atmakta... Devlet, gayriresmi olarak yabancıların elinde, büyük devletler, önce ekonomiyi ellerinde tutarak, yerli simsarlara verdikleri parayla toprakları üçe-beşe satın alarak yavaş yavaş resmi işgale hazırlanıyorlar. Gidişata tepki göstermek bir kenara, "Türk" demek bile yasak, suç...

Bin türlü bela ile uğraşırken, tam da bugün Yunan ordusu, İngiliz, Fransız ve Amerikan gemilerinin koruyuculuğunda ve Rum kızlarının sunduğu çiçeklerle İzmir'e girmiş...

"Hasan Tahsin" kimliğini taşıyan Osman Nevres, silahını çekiyor ve işgalcilere ateş edip en öndekini deviriyor. O anda onlarca silahın hedefi olup şehit olurken, zaten gizliden gizliye canlı tutulan Kuvayı Milliye ruhunu ateşleyiveriyor... O sırada da Yunan orduları ve İzmirli Rumlardan bazıları, Ege'yi ateşe veriyor...

Bu haberi duyan Sadrazam "Saldırıyı kınıyoruz" diyor... "Stratejik müttefikimiz olan Yunan askerlerinin sağlığına duacıyız..."

Mütareke basını, Hasan Tahsin'i hedefe koyuyor : "Faşist Türk...", "Ettiğini buldu...", "Sen kimsin de ateş edersin?...", "Kâfir...", "Padişaha isyan etti...", "Türkler İzmir'i yaktı"...

Kimisi de, bir taraftan İngiltere'deki krallık sistemini getirerek ülkeyi tamamen ele geçirme planları yaparken, "O vatan haini Türk, Yunan askerini katletmeseydi, Yunanlılar da İzmir'i yakmazdı.." diyor, "Yunanlılar haklı, biz demedik mi 'Yunan açılımı yapıyoruz, karşı koymayın' diye?"

İstanbul'da işgalcilere karşı çıkan bütün vatanseverler, ya hapse atılıyor, katlediliyor, onuruna yediremeyip intihar ediyor, ya da gizlice Anadolu'daki "vatan hainlerinin" kurduğu milliyetçi "çetelere" katılıp direnişe geçiyor...

Bir tanesi de Karadeniz'de İngiliz gemilerini atlata atlata Samsun'a gidiyor.

***

Anadolu'nun birçok köşesinde İlk Kurşun Anıtı vardır. En bilinenleri, İzmir'de Hasan Tahsin için,
Ayvalık'ta "İlk Asker Kurşunu"nu atan -ve daha sonra İstiklal Mahkemelerini yönettiğinden adı "nedense" lanetlenen- Ali Çetinkaya için, Hatay-Dörtyol'da Ermenilere direnen Mehmet Çavuş için...

Resmiyette 19 Aralık 1918'de olduğundan Dörtyol'daki "İlk Kurşun" sayılır ama milletin içinde -hatırı sayılır miktarda "Stockholm sendromlu" olduğu gibi- olan bitene karşı memleketini ve onurunu kurtarmak isteyen, tetikte pek çok insan vardı. O yüzden belki de bilinmeyen pek çok "İlk Kurşun" vardı...

Fakat Mütareke Basınının bile insanları bu kadar güzel yönlendirdiğini ve suç bastırdığını zannetmiyorum. "Yavuz hırsız, ev sahibini bastırır" diye bir atasözümüz var, işte o hesap.

Yunan işgalcileri, "Bu kurşun Rum halkına atılmıştır." dediğinde basından ve Türk halkından bu kadar büyük destek almış mıydı?

Ya da Ermeni çetelerinin yıllar süren Müslüman ve Ermeni kıyımlarından sonra tehcire tutulan Ermeniler "Bunu bir gün dünyanın her köşesine Ermeni soykırımı diye yuttururuz" dediğinde Türkler, "Doğru, biz soykırım yaptık, çok şerefsiziz biz de yahu" diyeceklerini biliyorlar mıydı?

Musul görüşmeleri sırasında İngiliz destekli Şeyh Sait isyanı bastırılmasına rağmen Türkmeneli'ni kaybetmek, Şeyh Sait'in torununu başa geçirmekle "dengelenir mi"? Menemen'de Asteğmen Öğretmen Kubilay'ın şehit edilmesi, Derviş Mehmet'in torununu başa geçirmekle "arınılır mı"? Hatay'ın anayurda katılacağı sırada Fransız destekli isyanların bastırılmasını çarpıtarak "Mustafa Kemal, Dersim'de soykırım yapmıştır" diyerek AB'nin Alevi ve Kürtleri azınlıklaştırma çalışmalarını desteklemek, hangi "Türk'ün" ekmeğine yağ sürer?

Reagan'ın danışmanı bile "Ermeniler 2 milyon Osmanlıyı öldürdü" derken, sözde soykırımın tarihini 1915-1919 arasından, 1915-1923'e çekenlere arka çıkıp "Kurtuluş Savaşı'nda bile soykırım yaptık" demek, Barzani'nin, Talabani'nin resmiyete geçirdikleri planların maşalarının Doğu'da yaptığı katliamlara rağmen, "Onların hepsini asker yaptı, terör örgütünü de asker yönetiyor" diye iftira atmak hangi vicdana sığar?

Bugün, "şiddete karşıyız" diyerek, teröristlerin köküne kibrit suyu döken askerleri hapse atanlar, terörist sözcülerine, "açılımcılara" yumruk atanları sebebine bakmaksızın ve kat'i şekilde kınayanlar bu cesareti nereden alıyorlar?

Tarih, şüphesiz tekerrür ediyor. Fakat, zamanında işgalcilere haddini bildirenlerin torunları bile artık düşman saflarını sıklaştırıyorsa, dersini alıp da ezber edenler bu sefer daha hazırlıklı sanki.

***

Bu arada, KKTC'de "yes be annem"ci Talat'ı devirerek Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ipi göğüsleyen Derviş Eroğlu'nu kutluyorum. Demek ki umutlar sönmemiş...

btemplates

2 yorum:



NiLaY dedi ki...

çok güzel bir paylaşım, üzerinde düşünelim derim :) kaleminize sağlık..



Çınar dedi ki...

Kurtuluş savaşı sonrasında hevesi kursağında kalanlar, bugün, kimisi o zamanki hainlerin torunları olan içerdeki maşalarıyla, uzun ön çalışmalar sonunda daha planlı olarak ülkemiz üzerindeki emellerini gerçekleştirme gayretindeler... Kuvayi Milliye ruhu yeniden ateşlenir mi dersiniz?

Kıbrıs'taki seçim umutlandırdı. Bizde neden olmasın..?

Sevgiler

Yorum Gönder

TÜRKÇEMİZİ KORUYALIM.

Related Posts with Thumbnails