Yusuf Miroğlu - Yılan Hikayesi
- Neden, Yusuf? Neden? Söylesene, neden? Benim günahım ne? Eğer öyle olmuşsa bile bunda benim suçum ne? Neden mutlu olmayalım?
- Bir zamanlar yoksul adamın biri bir yılanla dost olmuş. Adam ne zaman sıkışsa, darda kalsa yılanın kuyusunun başına gidermiş. Orda bekler, yılan da kuyudan çıkıp adama bir altın lira verirmiş. Bu hep böyle sürmüş.
Derken aradan uzun yıllar geçmiş. Adam bir gün hastalanmış, yataktan kalkamaz olmuş. Sonra oğlunu çağırmış, oğluna demiş ki :
"Filanca kuyunun yanına git, orda bekle... Bir tane yılan çıkacak ordan, -o yılandan korkma, dosttur o yılan-, yılan sana bir altın lira verir, onu alır gelirsin, demiş.
Neyse, çocuk gitmiş kuyunun başına, beklemiş. Yılan gerçekten çıkmış, yere bir altın lira bırakmış.
Çocuğun aklından şeytanlık geçecek ya, kafasından geçirmeye başlamış; "Demek ki kuyu altın dolu! Ben bu yılanı öldürürsem, kuyudaki altınları çıkartır, zengin olurum!" demiş ve yerden hemen bir taş almış, taşı yılana fırlatmış. Yılanın kuyruğu kopmuş. Tabii, yılan da can havliyle çocuğun üzerine atlayıp, ısırmış. Çocuk zehirlenip ölmüş.
Aradan zaman geçmiş ve adam iyileşmiş. Adam aslında bilgeymiş ve olayın iç yüzünü de bilmekteymiş. Bir süre sonra kuyunun yanına gitmiş, sonra yılan da çıkmış. Adam yılana bakmış, bakmış ve demiş ki:
"Yılan kardeş, bizim çocuk bir densizlik yapmış ve cezasını da bulmuş. Ama biz dosttuk ve yine dost kalabiliriz" demiş. Ama yılan bu teklife yanaşmamış. "Yok, yok, bu imkânsız" demiş.
"Sende bu evlat acısı, bende de bu kuyruk acısı olduktan sonra, artık biz dost olamayız." demiş.
***
Geçtiğimiz ay, bir arkadaşımın isteği ile bir süredir bulunduğum ortamdakilerden biri, isim vermeden beni kastederek "Birileri Mehmet Akif Alakurt'luk yapmaya çalışıyor" demişti. Ben de ses etmeden içten içe gülmüştüm.
( Kastettiği, Adanalı dizisindeki Marazali karakteriydi. İzlemediğim için tam bilmiyorum ama bildiğim kadarıyla hikaye şuydu galiba : Bakanın oğlu, bir barda uyuşturucu satmaktadır ve polis memuru Ali'ye dayılanır. Ali de buna iki çakar, sonra da yüksek yerlerdeki tanıdıklar Ali'yi ihraç ettirir. Ali de sonradan Robin Hood gibi iyilik namına kötülük yapan bir çete liderine dönüşür. Yanlış da olabilir ama ana fikir buydu...)
Fakat, bu arkadaşın bana yakıştırması, iyi niyetliliğin aksine özentilikle suçlayıp bir nebze aşağılamak içindi. Benim o an aklıma gelen şey ise : "Marazali değil, olsa olsa Miroğlu'yum..." idi. Şimdilerde, (her ne kadar ilk bölümlerinde gerçeklerden bahsetse de) günden güne propaganda ve uyutma malzemesine hale gelen dizilerin aksine, istihbarat savaşlarının iç yüzünü belki de ilk kez gündeme getiren dizilerden biriydi Deli Yürek. ("Deli Yürek" ve "Kuşçu" hayranlığımdan daha önce de bahsetmiştim.)
O arkadaş bana "Marazali ayakları yapma" diyordu ya, dizinin (Deli Yürek'in) bir bölümünde, kötü adamlardan Savaş Doğan isimli medya patronu, Yusuf Miroğlu'na "Dadaloğlu ayakları yapma" diyordu. İlginç bir tesadüf.
(Bir ilginç tesadüf daha : MİT Müsteşarı Ağabey (ki dizide Miroğlu'nun yavuklusu Zeynep'in babası, Miroğlu'nun can düşmanıdır) , Savaş Doğan'ı yetiştirmeye başladığı ilk günlerde Savaş Doğan'a : "Seni, iş dünyası ve medya ile destekleyip 5 yıl içinde başbakan yapacağız." gibi bir şey söylemişti. Dizinin bu bölümü yanılmıyorsam, 1997 yılında çekilmişti.)
***
İzlettiğim ile anlattığım niye mi farklı?
Kuyruk acımdandır...


0 yorum:
Yorum Gönder
TÜRKÇEMİZİ KORUYALIM.